Dünyada şirketleşmenin kültürel tarihinin, başka faktörler yanı sıra, ülkelerin soysal-kültürel gelişme tarihi ile de izdüşümü içinde olduğu kabul edilmektedir. Bugünün başlıca ülkeleri ABD, Japonya, İngiltere ve Almanya arasındaki şirket kültürüne ilişkin farklılıkların bu ülkelerin sermayesi paylara bölünmüş şirketlerle ilgili başlangıçtan itibaren benimsedikleri farklı hukukî çerçevelerin ve bu ülkelere özgü kültürel koşulların ve diğer çevre koşullarının da etkisiyle şekillendiği bir gerçektir.[1]
Ortadoğu ülkelerinin kültürel koşulları ve sosyal yapıları bakımından geçerli özelliklerin bu coğrafyadaki ülkelerin bugünkü durumlarını açıklamada etkili olduğu da kabul edilmektedir. Ortadoğu ülkelerindeki miras rejiminin servetlerin küçük parçalara ayrılmasına sebep olan İslam hukuku ilkeleri sonucunda bu ülkelerdeki ekonomik faaliyetlerin küçük işletmeler şeklinde örgütlenerek bugüne geldiği, bu durumun da batı ülkelerindeki büyük şirket yapılarıyla rekabeti güçleştirdiği görüşü güçlü bir tez olarak elimizdedir. Ortadoğu ekonomilerinde 100 yıldan daha önceki dönemlerin ekonomik yapılanmaları ile gayet uyumlu bir şekilde sürdürülen bu küçük ekonomik birimler, sonraki yıllarda Ortadoğu dışında gelişen ekonomik büyüklükler karşısında zayıf kalmıştır.[2]
Toplumların ekonomik gelişme farklılıklarının kökenlerini açıklarken sadece maddî koşulları dikkate almak veya sadece kültürel koşulları dikkate almak yerine “medeniyet” kavramı çerçevesinde toplumların kültürel ve maddî özelliklerini birlikte dikkate alarak konuyu analiz etmenin daha akılcı sonuçlara ulaşmayı sağlayacağı belirtilmektedir.[3]
İslam’ın girişimciliği engelleyici olduğu tezlerinin geçerli olmadığını İslam tarihi göstermektedir. Çalışmalar da bunu doğrulamaktadır. Mesele, İslam’ın küçük işletmelerin büyük ölçekli ekonomik birimlere dönüşmesinde gösterdiği eksikliğin ve belki de gecikmenin açıklanması ve bunun aşılması ile ilgilidir.[4]
Bu çerçevedeki bir bakış açısı 01.07.2012 tarihinde tamamına yakın hükümleri yürürlüğe girecek olan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun tarihi önemini anlamak bakımından da faydalı olacaktır. Yeni TTK, bu topraklarda tabiidir ki bize özgü sebeplerle yeterli düzeyde gelişme imkânı bulamamış büyük şirketlerin artık daha yaygın ve daha etkin oluşması için tarihi bir fırsattır. Türkiye bu fırsatı iyi değerlendirmelidir ve değerlendirecektir.
[1] John Micklethwait & Adrian Wooldridge (2003), The Company: A Short History of a Revolutionary Idea, Modern Library Paperback Edition 2005, Random House, New York, ss. 55-99.
[2] Timur Kuran (2002), “The Islamic Commercial Crisis: Institutional Roots of Economic Underdevelopment in the Middle East”, USC Center for Law, Economics & Organization Research Paper No. C01-12; http://papers.ssrn.com/abstract_id=276377 (Erişim: 15.03.2011)
[3] Timur Kuran (2008a), “Explaining the economic trajectories of civilizations: The systemic approach”, Economic Research Initiatives at Duke Working Paper Number 11, http://ssrn.com/abstract=1265121 (Erişim: 15.03.2011)
[4] Timur Kuran (2008b), “The Scale of Entrepreneurship in Middle Eastern History: Inhibitive Roles of Islamic Institutions”, Economic Research Initiatives at Duke Working Paper Number 10, http://ssrn.com/abstract=1265117 (Erişim: 15.03.2011)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder