Ortaklarının sınırlı sorumluluğu
bakımından Türkiye’deki en yaygın şirketleşme biçimi olarak anonim şirket,
sermayesi paylara bölünmüş ve bu sermayede pay sahibi olanların
sorumluluklarının koydukları sermaye ile sınırlanmış olduğu, kâr etmek amacıyla
oluşturulan bir varlık topluluğudur. Anonim şirketin birey (şahıs)
işletmesinden temel farkı sorumluluğun işletmeye konulan sermaye ile sınırlı
olmasıdır. Anonim şirketin pay sahibine (şirket ortağına) sağladığı “sınırlı
sorumluluk” karşısında, birey işletmesinin ortağı işletmeye koyduğu sermayenin
yanısıra bütün malvarlığı ile kişi olarak sorumludur. Bu sınırlı sorumluluk
ilkesi, anonim şirketin çağımızda kazandığı önemi açıklayan en temel kavramdır.
İngiltere’de haftalık yayımlanan The
Economist dergisi, sınırlı sorumluluğu insanlığın gelişmesini sağlayan,
tarihin en önemli buluşlarından birisi olarak ifade etmektedir.[1]
Anonim şirket, bir derneğe veya sivil toplum kuruluşuna benzemez; belli bir
amaç veya ortak hedef etrafında birleşmiş insanlar topluluğu değildir. Temel
amacı kâr elde etmek gibi bir eylem ifadesi olsa da anonim şirket, eylemleri
ile ortak bir hedefe ulaşmaya çalışan bireylerin toplandığı bir oluşum değil,
bir mal topluluğudur. Bu özelliği ile anonim şirket, iktisadi bir yapı olarak,
olsa olsa gene bir mal ve hak topluluğu olan vakıf ile benzerlik gösterebilir.
Vakıftan ayrıldığı nokta ise oluşturulmasındaki temel amacın farklı
olmasındadır. Vakıf yardım, dayanışma veya yardımlaşma amaçları ile
oluşturulabilen ve bu amaçlara yönelik faaliyetleri dolayısıyla gelir ya da kâr
elde edebilmekle birlikte temel amacı gelir veya kâr elde etmek olmayan bir
yapı iken, anonim şirket tamamen kâr amacı güden bir yapıyı temsil eder. Vakıf
veya dernek faaliyetleri ticarî nitelik taşır hale geldiğinde Türkiye’deki
vergi düzenlemeleri bu faaliyetlerin ayrı bir “ticarî işletme” yapısı içinde
değerlendirilmesini öngörmektedir. Vakıfların ortaya çıkışı ve düzenlenme
biçimi de aynı yaklaşımı temsil etmektedir. Vakıf veya derneğin ticari işler
yapması vakıf veya derneğin amacını değiştirmez, etkilemez; ticarî işlerden
elde edilecek gelir gene vakıf veya derneğin kendine özgü amaçlarına yönelik
kullanılabilir.
Bu çerçevede anonim şirket, şirketin
alacaklılarına karşı sınırlı sorumluluk taşıyan pay sahiplerinin kendilerine
ait bir kısım mal varlığını (para, mal veya hak) şirket bünyesinde toplayarak
kâr elde etmek amacıyla oluşturdukları bir yapıdır. Şirketin bünyesine giren
mal varlığının yönetilmesine ilişkin hukuksal ve iktisadî düzen dernekler,
vakıflar ve bireyler için öngörülen düzenlerden tamamen farklıdır ve kendine
özgü kuralları ve işleyiş mekanizmaları vardır.
Şirkete sermaye koyan ya da borç veren
varlık sahibi insan, malını vakfeden insandan veya parasını derneğe veya sivil
toplum kuruluşuna veren insandan farklı bir beklenti ve hareket tarzı
içindedir. Parasını anonim şirkete veren insan ile parasını vakıf, dernek veya
sivil toplum kuruluşuna veren insan aynı dünyanın insanı değillerdir. Bu
yüzdendir ki anonim şirkete sermaye koyan ve borç veren insanı diğer bütün
varlık sahiplerinden ayrı bir yaklaşımla ele almak gerekmektedir.
[1] “Corporate Anonimity:
Light and Wrong” The Economist,
Avrupa baskısı, January 21st 2012, s. 15
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder