21 Mart 2012 Çarşamba

Türkiye'de Yeni Şirket Kültürü Üzerine -1


Ortaklarının sınırlı sorumluluğu bakımından Türkiye’deki en yaygın şirketleşme biçimi olarak anonim şirket, sermayesi paylara bölünmüş ve bu sermayede pay sahibi olanların sorumluluklarının koydukları sermaye ile sınırlanmış olduğu, kâr etmek amacıyla oluşturulan bir varlık topluluğudur. Anonim şirketin birey (şahıs) işletmesinden temel farkı sorumluluğun işletmeye konulan sermaye ile sınırlı olmasıdır. Anonim şirketin pay sahibine (şirket ortağına) sağladığı “sınırlı sorumluluk” karşısında, birey işletmesinin ortağı işletmeye koyduğu sermayenin yanısıra bütün malvarlığı ile kişi olarak sorumludur. Bu sınırlı sorumluluk ilkesi, anonim şirketin çağımızda kazandığı önemi açıklayan en temel kavramdır. İngiltere’de haftalık yayımlanan The Economist dergisi, sınırlı sorumluluğu insanlığın gelişmesini sağlayan, tarihin en önemli buluşlarından birisi olarak ifade etmektedir.[1]
Anonim şirket, bir derneğe veya sivil toplum kuruluşuna benzemez; belli bir amaç veya ortak hedef etrafında birleşmiş insanlar topluluğu değildir. Temel amacı kâr elde etmek gibi bir eylem ifadesi olsa da anonim şirket, eylemleri ile ortak bir hedefe ulaşmaya çalışan bireylerin toplandığı bir oluşum değil, bir mal topluluğudur. Bu özelliği ile anonim şirket, iktisadi bir yapı olarak, olsa olsa gene bir mal ve hak topluluğu olan vakıf ile benzerlik gösterebilir. Vakıftan ayrıldığı nokta ise oluşturulmasındaki temel amacın farklı olmasındadır. Vakıf yardım, dayanışma veya yardımlaşma amaçları ile oluşturulabilen ve bu amaçlara yönelik faaliyetleri dolayısıyla gelir ya da kâr elde edebilmekle birlikte temel amacı gelir veya kâr elde etmek olmayan bir yapı iken, anonim şirket tamamen kâr amacı güden bir yapıyı temsil eder. Vakıf veya dernek faaliyetleri ticarî nitelik taşır hale geldiğinde Türkiye’deki vergi düzenlemeleri bu faaliyetlerin ayrı bir “ticarî işletme” yapısı içinde değerlendirilmesini öngörmektedir. Vakıfların ortaya çıkışı ve düzenlenme biçimi de aynı yaklaşımı temsil etmektedir. Vakıf veya derneğin ticari işler yapması vakıf veya derneğin amacını değiştirmez, etkilemez; ticarî işlerden elde edilecek gelir gene vakıf veya derneğin kendine özgü amaçlarına yönelik kullanılabilir.
Bu çerçevede anonim şirket, şirketin alacaklılarına karşı sınırlı sorumluluk taşıyan pay sahiplerinin kendilerine ait bir kısım mal varlığını (para, mal veya hak) şirket bünyesinde toplayarak kâr elde etmek amacıyla oluşturdukları bir yapıdır. Şirketin bünyesine giren mal varlığının yönetilmesine ilişkin hukuksal ve iktisadî düzen dernekler, vakıflar ve bireyler için öngörülen düzenlerden tamamen farklıdır ve kendine özgü kuralları ve işleyiş mekanizmaları vardır.
Şirkete sermaye koyan ya da borç veren varlık sahibi insan, malını vakfeden insandan veya parasını derneğe veya sivil toplum kuruluşuna veren insandan farklı bir beklenti ve hareket tarzı içindedir. Parasını anonim şirkete veren insan ile parasını vakıf, dernek veya sivil toplum kuruluşuna veren insan aynı dünyanın insanı değillerdir. Bu yüzdendir ki anonim şirkete sermaye koyan ve borç veren insanı diğer bütün varlık sahiplerinden ayrı bir yaklaşımla ele almak gerekmektedir.


[1] “Corporate Anonimity: Light and Wrong” The Economist, Avrupa baskısı, January 21st 2012, s. 15

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder